15 Görkem(****), 4 Serkan(****), 5 Kaan(****), 21 Evrim(*****), 17 Yiğit(****), 7 Kemal(*****), 11 Tolga(****+), 22 Eser(****)
Goller & Asistler: Kemal(2G,3A), Tolga(2G,1A), Eser(1G), Serkan(1G), Yiğit(1A)
Nevizade Uber Alles*
Türkiye'nin gururu, taraftarın Neviz'i olan, büyüklüğünün adı konulamayacak olan takımımız AC Nevizade kendi sahası olan Göztepe Gülbahçe'de yerini almıştı. Rakip Alman disiplinini tecrübeleri ve teknikleri ile birleştiren Alman Lisesi Mezunlarıydı. Siyah formaları ve fit duruşlarıyla dosta güven, düşmana korku salıyorlardı. Biz ise kırmızı şortlarımızın üstüne beyaz formalarımızı çekmiştik. Kimimiz göbekli, kimimiz fit, bazılarımız ise zayıftı.
Takım kadroları basına ulaştığında AC Nevizade'nin dizilişi de belli olmuştu: Kalede Görkem vardı, defans üçlüsü Serkan Evrim ve Kaan dan oluşmaktaydı. Hemen önlerinde orta sahada Tolga, Yiğit ve Kemal vardı, en ileride de Eser. Sakatlıklar, hastalıklar, tatiller, bütünlemeler ve kadro seçimleri derken ortaya çıkan kadro bu olmuştu.
Maçın düdüğü çaldı ve hemen gol geldi, presle topu kapan Tolga topu Kemal'e aktardı ve Kemal uzaktan düzgün bir vuruşla kaleciyi avlayıverdi. Almanların cevabı gecikmedi ve maçın başında skor 1-1 e geldi. Bu dakikadan itibaren topu daha çok ayağında tutan ve baskılı oynayan taraf bizdik fakat rakibimizin iyi kapanıyordu. Bizim baskıyla bulduğumuz iki pozisyonda Eser ve Tolga'nın vuruşları direğe takılıyordu. rakibin kontra ataklarında ise defans hattı ve kaleci Görkem başarılı oluyorlardı. Maç uzun bir süre 1-1 devam etti. Beklediğimiz gol sürpriz bir isimden geldi. Kemal'in defansın arkasına attığı topa her zamanki gibi kendini paralarcasına koşan Serkan şık bir dokunuşla durumu 2-1 yaptı. Attığı gole kendi de inanamayan Serkan mutluluk gözyaşlarına hakim olamadı. Takımın beklediği gol gelince daha rahat bir futbol oynamaya başladık. Yiğit orta sahada aldığı topu iyi sürdü ve soldan içerideki Tolga'ya çıkardı, Tolga topu ağlara gönderdi. Bu golden sonra şanssız bir pozisyonda defansın bacaklarının arasından geçen bir topta golü yedik ve durum 3-2 oldu. Panik çanları çalmaya başlarken Kemal eeaaah diyerek topu burnuyla tepti ve Cristiano Ronaldo vurmuş gibi giden top ağlarla buluştu. Bu golden biraz sonra Tolga ile Kemal nefis bir verkaçla bir gol daha attılar ve skor 5-2 oldu. Uzaktan yediğimiz bir golle durum 5-3 olsa da bu sefer paniklemedik ve Eser'in Kemal'den aldığı topla ceza alanına girip attığı golle skoru 6-3 yaptık. Daha sonra girdiğimiz pozisyonları değerlendiremedik ve maç 6-3 bitti.
Maç sonundaki konuşmalarda herkes oynanan futboldan memnundu. Kalede Görkem standart bir oyun ortaya koyarken topu oyuna sokuşlarında yukarıdaki ağı delmeye çalıştı, arkadaşları bunun nedenini sorduğunda fiile çorap fantezisi olduğunu ve file görünce yırtmaya çalıştığını söyledi. Defansta ayak parmağındaki rahatsızlıktan dolay 6 aydır oynamayan Kaan oldukça iyi gözüktü fakat maç sonunda kulak memesinin ucunun incindiğini ve bir 3 ay daha oynayamayacağını söyledi. Evrim de hatasız oynadı fakat aldığı 5 yıldız takım arkadaşlarınca fazla bulundu, Evrim'in Kemal'e bir takım ilaçlar sağladığı ve Kemal'in bu yüzden Evrim'i kayırdığı iddiaları gündeme bomba gibi düştü. Serkan her zamanki gibi çılgınca koştu, yeri geldi uçarak hava toplarına vurmaya çalıştı, fakat maç içinde sakatlanması can sıktı. Yiğit hafif hastalığına rağmen çok iyi oynadı, bir ara rengi sarıya kesen Yiğitle ilgilenen kaptan-doktor Kemal su tedavisi ile Yiğit'i tekrar maça döndürdü. Sahaya kaptan olarak çıkan Kemal çok çok iyi bir günündeydi, yanık teni ve kolyesiyle genç kızların evlerinde boy boy posterleri bulunan Kemal 2 gol 3 asistle neredeyse bütün gollere etki etti. Sempatik tipiyle zararsızmış gibi duran fakat aslında çok sinsi koşular yapan Tolga kaçırdığı gollerle arkadaşlarının takılmalarına maruz kalsa da görevini en iyi şekilde yaptı. Eser ekstra işler yapmasa da o da pas akışına katkı sağladı ve görevini yaptı, maç sonunda ehiia ehiia diye gülmeyi de ihmal etmedi.
Güzel bir futbol oynadık ve güzel bir galibiyet oldu, maç oldukça centilmence geçti, güzel mücadelesi için rakibimizi de tebrik ediyoruz. Darısı gazoz ligine diyerek bu maç yazısını sonlandırıyorum.
*Nevizade Her Şeyden Üstün
28 Ağustos 2012 Salı
15 Ağustos 2012 Çarşamba
*13.08.2012 // Epicball FC 3-4 AC Nevizade //
15 Görkem(****+), 2 Oğul(***+), Semih(****), 8 Buğra(***), 20 Gökçe(***+) --> 3 Kaan Emre(***), 17 Yiğit(***), 21 Evrim(****), 11 Tolga(****), Can(***+), 22 Eser(****), 18 Serhan(***)
"FEDA" Diyenlerin Zaferi !
Goller & Asistler: Tolga(2G), Eser(1G), Can(1G), Semih(1A), Serhan(1A)
Bu hafta Gazoz Ligi maçı olmayacağını öğrendiğimizde hepimizin içini bir burukluk kaplamıştı. Pazartesi maçımız da AC Nevizade - Karabasan arasında olmayınca hele ki rakibimize de kötü futbol ve farklı skorla mağlup olunca keyifler iyice kaçmıştı. Derken maç günü öğle saatlerinde o haber geldi. Bizim gibi diğer aday takımların arasına yeni takımların eklendiğini ve bu takımların da hazırlık maçı yapacaklarını biliyorduk. Zaten o yüzden bu hafta maçımız yoktu. Ancak öğrendik ki LİG TV ekibi Epicball ile yapacağı maçı son gün tabiri caizse "satışa getirmiş" ve Epicball rakipsiz kalmıştı. Haber bize ulaştığında ise maç günü 14:30 civarıydı. Bir umutla takım toplama çabalarına girişti kaptan. Başta gelen haberler hayal kırıklığı yaratsa da "FEDA" diyenler oldu. Sayı arttı. Nöbet dönüşü yorgunluğunu, akşam programını, ağrılarını, sakatlıklarını, işini gücünü bir kenara bırakıp 9'daki maça yetişebilmek için elinden geleni yapanların sayısı bir anda artmaya başladı. Acaba 11 kişi çıkar mı derken maça daha 4-5 saat kala 12 kişi olmuştuk bile. Ama kurduğumuz ekibin içinde ilk defa AC Nevizade forması giyen de vardı, uzun süre takımla birlikte maç yapmamış tanıdık simalar da vardı, Fulya'daki o atmosferi yıllardır Nevizade'ye emek verdiği halde tatmamış da vardı içimizde. Maç öncesi özellikle mevkiler arasında herkes nerede daha iyi oynayacağını tartıştı dakikalarca. Çünkü nasıl bir oyun ortaya koyacak olduğumuzu bilmiyorduk; tahmin edemiyorduk. Eksik çoktu. Sakat ve yorgun da çoktu. Kaptan Kaan Emre 12 kişi olmanın verdiği rahatlıkla kendini riske etmeyerek maça yetişen Gökçe'yi ilk 11'e aldı. Pazubandı da ilk defa Şan Ökten'e çıkan ve maç için önce ret vermesine rağmen sonradan gelmeye karar veren "No Pasaran Oğul Teoman" taktı.
Maç başladı. Hepimizin soru işaretleri yerini heyecana bıraktı. Daha ilk dakikalardan itibaren Epicball'ın "Metrobüs"ü Ali-G, Gökçe'yi zorlamaya başladı ve maçın da bizim için nasıl geçeceğini gösterdi. Rakip maç boyu sağ kanadını kullanmayı tercih etti biz ise genelde göbekten gelip ileride kanat oyuncularımızı içeriye kaçırma yolunu tercih ettik. Derken ilk yarının ortalarında savunmadan seken top Can'ın önüne düştü. Can da sol kanattan ceza sahasına girerek kaleciyi avladı ve skoru 1-0'a getirdi. Bu gol Nevizler'e hayli moral kazandırdı. Maç öncesi telaş, huzursuzluk ve gergin bekleyiş adeta yerini umuda ve hırsa bıraktı. Savunmada Semih-Arda eşleşmesi sıkıntı yaratmaya başlamıştı ki Oğul ile Semih adam değişerek bu sıkıntıyı ortadan kaldırmaya çalıştı. Ancak yine de savunmanın bir türlü uzaklaştıramadığı topta top ağlarımızla buluştu ve skor 1-1'e geldi. İlk yarıda genelde rakip savunmamızın arkasına atmaya çalıştığı toplarda hızı ayarlayamayınca Görkem'in oyunu iyi okuması sonucu pozisyon yaratamadı sağdan Ali-G ile etkili gelmeye çalışsa da Gökçe geçit vermemek için elinden geleni yaptı. Ortada geçen oyun sonucu ilk yarı 1-1 sona erdi.
Devre arasında Gökçe bacağının çektiğini ve zorlandığını söyleyince yerine 8 haftadır sahalardan uzak kalan kaptan Kaan Emre sol bekte görev yapmak için oyuna dahil oldu. İkinci yarının başında da o kanattan Kaan Emre'nin hatasının sonucunda top dönüp dolaşıp ağlarımızla buluştu 2-1. Bu dakikalardan sonra Kaptan oyuna alıştı. Ali-G karşısında zaman zaman yavaş kalsa da yerinde müdahalelerle ve kimi zaman da takım arkadaşlarının özellikle de maç byu orta sahada iyi işler yapan Evrim'in ekstra yardımıyla onu yavaşlattı. Nevizler ataklarını yoğunlaştırdığı sırada kaleyi cepheye yakın bir noktadan gören yerden kazanılan sebest vuruşta topun başına Eser geçti. Eser topu çok klas bir vuruşla barajın üzerinden, kalecinin sağından, direk dibinden ağlarla buluştursa da imkanı olsa tekrar tekrar izlenecek o vuruşu Eser gol sevincini formasını çıkararak yaşayınca bir anda unutturdu ve "atmasa daha mı iyiydi" şeklinde kafada soru işaretleri bıraktı. Golle birlikte takım inanılmaz bir ivme kazandı ki bunda Eser'in soyunmasının da etkisinin olduğunu düşünüyorum, kazanma hırsı ve yardımlaşma üst seviyeye çıktı. Savunmada Semih inanılmaz işler yapıyor adeta sahada bizlere kendini "Küçük Serkan" olarak izlettiriyordu. Derken ofsayttan doğan endirekt serbest vuruşu kullanan Semih uzun bir topla savunmanın da topu sektirmesiyle Tolga'yı topla buluşturdu ve Tolga pozisyonu affetmeyerek skoru 3-2'ye getirdi. Bu dakikalarda sahneye bir isim daha çıktı. Maç boyunca olumlu işler yapan, rakibe geçit vermeyen kalecimiz Görkem ufak tefek yapısına rağmen kalede adeta devleşerek yüreğimizin ağzımıza geldiği bir çok pozisyonda rakibe "dur" diyen isim oldu.
2. yarının başlarında oyundan çıkan Arda'nın yokluğunda 10 kişi oynayan rakip skor olarak geriye düşünce üzerimize daha çok gelmeye başladı. Kaleciyi geçemeyen rakibin direncini ise Serhan'ın ara pasında savunma arkasına kaçarak klasik gollerinden birini atan Tolga skoru 4-2'ye getirerek iyice kırdı. Takımı adına bir de penaltı kazandıran Tolga maç boyunca hem hücumda hem de savunmada olumlu işler yaptı. Kazanılan penaltı için penaltı noktasına bilindiği gibi yavaş yavaş yürüyen Eser giderken o uzun süreci fırsat bilen Serhan, "ben atıym lan" diye mazlum mazlum bakınca " e iyi hadi atsın" diye yarım ağızla cevap veren Eser'in ahını almış olsa gerek ki penaltıyı yandan auta attı.
Son dakikalarda dünden yorgun olan Buğra yerini sakatlanıp kenara gelen Gökçe'ye bıraktı. Büyük sahada ilk defa oynayan Oğul ise maçın sonlarına doğru oyundan düştü ve o bölgeden gelen rakip skoru 4-3'e getirdi ve maç bu skorla sona erdi. Maçtan sonra Nevizler rakibini tebrik ettikten sonra büyük bir sevinçle galibiyeti kutlarken Oğul'un "oğlum bu saha tam bana göre lan! bak savunmayı bana göre kurarsak hem daha az koşarız hem de rakibi ofsayta bırakırız" dediği rivayetler arasındaki yerini aldı. Maçın en akılda kalan anı ise ne Görkem'in kurtarışları ne de Eser'in freekickten attığı goldü. Attığı gol sonrası formasını çıkarıp çılgınlar gibi koşan Eser'e hakem sarı kart göstermeye bile tenezzül etmedi.
Eksiklerin olduğu ve sakat oyuncularla çıkan bu kadronun ligin zirvesine oynayan Epicball'u 2. yarının büyük bir kısmını 10 kişi oynamalarına rağmen güzel futbol ve özveriyle yenmesi hepimizin yüzünü güldürdü.
Bu takım bu ligi hak ediyor!
AC Nevizade'nin bu galibiyeti bugün dünyaya gelmesi beklenen yeni Neviz'e, Gökmen Ağabey'e ve eşine armağan olsun!
Bu takım bu ligi hak ediyor!
AC Nevizade'nin bu galibiyeti bugün dünyaya gelmesi beklenen yeni Neviz'e, Gökmen Ağabey'e ve eşine armağan olsun!
*Maçtan sonra "Küçük Serkan" Semih Nevizade formasıyla böyle poz verdi.
28 Temmuz 2012 Cumartesi
Nevizade Günlükleri
Gazoz, Şakirt ve Kasap
Havalarının içimizi ısıtmanın ötesine geçip hepimizi buharlaştıracak kıvama geldiği yaz günlerinde AC Nevizade antrenmanlarına ve maçlarına ara vermeden devam ediyor. Bir yanda Gazoz Ligi'ne katılma ihtimalinin heyecanlandırdığı gencecik yürekler, diğer yanda ise lige katılma durumunda en iyi performansı göstermek isteyen kadife bilekler.
Nerede çokluk orada ... diye bir laf vardır. Bu sözü her zaman çok doğru bulmuş bir insan olarak itiraf etmeliyim ki bu takımın haline zaman zaman şaşırmaktayım. Maşallah son derece kalabalık bir gurubumuz, geniş bir oyuncu kadromuz var. Bu kadar insanın olduğu yerde kavga gürültü eksik olmaz. Bu takımda tartışma olmuyor mu? Elbette oluyor. Herkes birbirinin her özelliğini seviyor mu? İmkansız. Ama tartışma uzamıyor, bir sorun olursa oturulup adam gibi konuşuluyor. Kimse kimseye saygısızlık yapmıyor. Sahada kalan tartışma sahada kalıyor, tartışanlar maç sonunda sarmaş dolaş oluyorlar. Bu uyumu bozanlar da zaten takımdan uzaklaştırılıyorlar.
Hepimizin ortak buluştuğu bir payda var, o da futbolu sevmemiz. Takımdaki hiç kimse mükemmel futbolcu değil, ama futbolu sevmiyor diyebileceğimiz bir tane adam yok. Takım için bayrak tasarlayanı mı dersin, sakat olsa bile bütün organizasyonları eksiksiz yapanı mı dersin,maçtan önce-sonra arayıp maçı tartışanı mı dersin, her maç öncesi panik olup kaptana bin tane soru soran mı dersin, durup durup teknik taktik araştırmalar yapan ve bunları paylaşan, sapık gibi istatistikleri excelde hesaplayan mı dersin. Takımda her türlü futbolla kafayı yemiş adam mevcut. Bu takımı özel kılan da budur belki...
Yazının duygusal bölümünü geride bırakıp son zamanlarda olanlara bir göz atarsak:
- Son zamanlara damga vuran olaylardan biri takımdaki cemaatçi oluşum oldu. Oluşum dediğime bakmayın aslında cemaatin mensubu tek kişi. İsmini vermek istemediğimiz bu arkadaşımız(kendisini yazının girişindeki başlıkta bulabilirsiniz) ile kaptan arasındaki "Maç günü oruç tutulur mu?" tartışmaları facebook grubumuza damgasını vurdu.
- Sakatlıklar her zamanki gibi can sıktı, takımın sevimli mi sevimli genç oyuncusu Kaan pazartesi günü serçe parmağının tırnağından sakatlandı ve ben 5 ay yokum üzgünüm dedi. Diğer yandan kaptan Kaan Emre'nin adeta bir menekşe gibi moraran ayağı normal rengine dönse de, ağrıları geçmediği için hala aramızdaki yerini alamadı.
- Pazartesi günü maçları daha çok gazoz ligine hazırlık amacıyla antrenman tadında yapılmaya başlandı. Geçtiğimiz pazartesi kendini paralarcasına oynayan iki takımın maçından 3-3 lük beraberlik çıktı. Kıran kırana geçen maçta gergin anlar da yaşandı.
- Gazoz ligi yolundaki başarılı ilerleyişimiz devam ediyor. Önce iyi oynayarak Neurosportla 1-1 berabere kaldık. Daha sonra etkili olamadığımız maçta Spartakİstanbul'a 3-1 yenildik. Son maçımızda ise yine Neurosportla oynadık ve güzel bir oyunla 4-2 kazandık. Şimdiye kadar 7 maç yaptığımız gazoz liginde 3 galibiyet 3 mağlubiyet ve 1 beraberlik aldık. İlk defa ofsaytlı ve 11 erden oynadığımız düşünüldüğünde başarılı olduğumuzu son derece rahatlıkla söyleyebiliriz Futbolumuzun dışında gerek arkadaşlığımız, gerek bayrağımız, gerekse de maçtan önce verdiğimiz biralarımızla dikkat çektiğimizi söylersek yanlış olmaz. Özellikle spor dünyasının tanıdık simalarından oluşan ve maçlarda oldukça centilmen, eğlenceli ve kalender davranan oyunculara sahip olan Neurosport'tan destek almamız bizi çok mutlu etti. Özellikle Kemal'in buna çok sevindiği ve yakın çevresine NtvSpor'a girmeye çok yakın olduğunu söylediği duyuldu.
- Biraz da eleştiri yapalım; alan kapatma ve mücadele konusunda güzel bir seviyeye gelmemize rağmen top çıkarma ve paslaşma konusunda sıkıntılarımız sürüyor. Fazlaca uzun pas ve arapas yapmaya çalışıyoruz. Bunları azaltarak ayağa oynamayı arttırmalı ve uzun pas, ara pası, kısa pas arasındaki dengeyi bulmalıyız.
- Bunların dışında AC Nevizade'de herşey olağandı: Serkan koştu, Eser golden sonra kucak dansı yapınca Emir coştu, Serhan'ın pasları & Yiğit'in mücadelesi pek hoştu, tribünde kızların olmasını isterdik ama maalesef tribünler bomboştu. Evrim sustu, Hüsam konuştu. Tuğberk kalesinde adeta yırtıcı bir kuştu. Çağrının deparlarını, gökmen abinin üstlerine doğru koşuşunu gören rakibin etekleri tutuştu. Sonuç olarak futbol delisi adamlar AC Nevizade'de buluştu...
Görüşmek Üzere....
27 Temmuz 2012 Cuma
*25.07.2012 // Neurosport FC 2-4 AC Nevizade //
92 Tuğberk(****), 4 Serkan(****+), 6 Altıntaş(****) --> dk.32 19 Murat(***+), 9 Gökmen(****+), 21 Evrim(****+), 14 Hüsam(****), 17 Yiğit(****), 22 Eser(****+) --> dk.60+3 8 Buğra(?), 11 Tolga(****), 12 Çağrı(****+), 18 Serhan(****)
Goller & Asistler:
dk.16 Eser
dk.38 Çağrı -Tolga(A)
dk.43 Eser - Çağrı(A)
dk.60+1 Eser - Çağrı(A)
Ramazanda Gazoz!
Her hafta olduğu gibi rakibi öğrendiğimizde yine hepimizin içini bir heyecan kapladı. Artık pazartesi maçlarından daha heyecanla beklenen Gazoz Ligi maçlarının önemi bizim için çok farklıydı. Artık beklentilerimiz artmış gergin bir bekleyiş içerisine girmiştik. "Acaba bizi lige ne zaman alacaklar? Alacaklar mı? Olum Mustafa'dan ses var mı? Alsalar bari? Büyük sahaya da alıştık? Maçlar da çok keyifli geçiyor?..." sorularının ardı arkası kesilmiyordu. Rakibimiz bu hafta Neurosport'tu. Bal porsukları! Spor camiasının tanınmış simalarını, yazarlarını içerisinde bulunduran takım. Oyunları bize yabancı değildi çünkü 2. maçımız olacaktı onlarla. 1-1'lik beraberlikle ayrılmıştık o maç sahadan ve başarılı savunmamız ön plana çıkmıştı o maç. Bu maçta ise tam tersi oldu. Rakibimizi geriye düştüğümüz maçta etkili hücum oyunumuzla 4-2 mağlup etmeyi başardık!
Gelelim maçın hikayesine. Maç öncesi her hafta olduğu gibi sahada buluşuldu. Bizim maçımızdan önceki maç izlendi. Yalnız bu hafta Beşiktaş'ın altyapı idmanı vardı. E haliyle "şu Muhammet mi lan?!" geyikleri dönmedi değil. Sahaya girdiğimizde Serkan yine her zamanki cıbıl haliyle Çağrı ile birlikte takımın tek ısınan oyuncuları olarak dikkat çekerken. Veteran Gökmen Ağabey takımın en küçüğü Tuğberk'i kalede ısındırıyordu. Geri kalan ise her zamanki geyiklerini yapmaya devam ediyordu. Kaptan Kaan Emre ve Kızıltüy Kaan sakatlıkları olmasına rağmen takımı yalnız bırakmadılar bu maçta da. Bir de Evrim'in menajeri Ferda vardı tribünde.
Seramoni yapılmadı. Para atışının ardından geleneksel hale gelen flama ve bira takdimi yerine ramazan ayı dolayısıyla "gazoz" verildi rakibe ve orta saha yakınlarında maç konuşması yapıldı. Maç ortada başladı. 2 takım da temkinli, birbirini yoklayarak oynuyordu. Savunmamız rakibin atakları karşısında yerinde müdahalelerle atakları savuşturuyor, hücum hattımız ise Çağrı'nın ve Gökmen Ağabey'in soldan attıkları enfes paslarla gol kovalıyordu. Derken dakikalar 16'yı gösterdiğinde soldan çalımlarla ceza sahası içerisine giren Çağrı'nın şutu direkten döndü ve topu önünde bulan Eser düzgün bir vuruşla takımımızı 1-0 öne geçirdi. Ancak sevincimiz uzun sürmedi. Rakibin kullandığı kornerde ceza sahasında Emir Altıntaş'ın sektirdiği topu Serkan kendi ağlarımıza gönderdi. 1-1'den sonra oyun rölantide gitti karşılıklı pozisyonlarla geçen ilk yarı 1-1'lik beraberlikle sonuçlandı.
Devre arasında "Yoruldum değiştirin beni" diyen Emir'e biraz daha bekle diyen Kaptan Kaan Emre, yalnızca 2 dakika daha bekleyebilen oyundaki Kaptan Emir'i attığı depar sonrası değiştirmek zorunda kaldı. Bu arada Bal Porsukları'nın 2. golü 34. dakikada rakibin şutunun savunmaya çarpıp yön değiştirmesi sonucu geldi. İyi oynadığımız oyunun ibresi bir anda terse döndü bu dakikalarda. İleride çoğalamamaya başlayan ekibimizin yardımına kenardan gelen taktiksel değişiklik koştu. Sol kanat oynayan Çağrı forvete, forvet oynayan Serhan sağa, Sağ kanat oynayan Tolga ise sola geçti ve ne olduysa o andan sonra oldu. Ardı arkası kesilmeyen ataklarımız eksik ve yorgun gözüken Neurosport'u bir anda dağıttı. 38. dakikada Tolga'nın araya attığı topu iyi kovalayan Çağrı'nın golüyle durum 2-2'ye geldi.3. golü bulduğumuz 43. dakikaya kadar Serhan-Eser-Çağrı-Tolga 4'lüsüyle bir çok pozisyon yakalayan ekibimiz bir anda Çağrı'yı savunmanın arkasına kaçırdı ve Çağrı'nın da al da at diye Eser'e bıraktığı top ağlarla buluştu ve 3-2 öne geçtik. Baskılı oyunumuzu bir kaç dakika daha sergiledik ancak skora yansıtamadık.
Dakikalar ilerledikçe bizde de yorgunluk belirtileri gözükmeye başladı. Savunmada Evrim ve Serkan'ın canla başla mücadelesiyle ataklara karşı koyuyorduk. Tuğberk'in başarılı kurtarışları ise rakibin direncini biraz daha kırıyordu. Özellikle karşı karşıya pozisyonlarda iyi yer tutan ve refleksleriyle başarılı müdahaleler yapan Tuğberk, Nevizler'in kalesinin emin ellerde olduğunu gösteriyordu ki oyundan çıkarken Emir ağabeyi kaptanlık pazubandını Tuğberk'e vermişti.Özellikle maçın sonlarında defans ve forvet arasını ayakta tutmaya çalışan Hüsam ve Yiğit de başarılı olduklarını maç genelindeki oyunlarıyla göstermişti. Maçın uzatma dakikalarında yine Çağrı'nın pasıyla Eser takımını rahatlatan golü attı ve ayağının ağrısının arttığını söyleyerek kenara gelmek istedi. Yerine haftada 2 maçı kaldıramayan ve maça ısınırken ayağının ağrıdığını ve oynayamayacağını söyleyen Buğra girdi ve maçın son dakikasında Çağrı'nın yanlış tercihi sonrasında belki de takımını 3 farkla öne getirecek golden oldu.
Hakemin son düdüğüyle maç 4-2 Nevizler'in üstünlüğüyle son buldu ve oyuncular arasında büyük bir sevinç yumağı oluştu. Rakip de iyi oynamıştı ki zaten ligde de kendini performansıyla ispat etmiş bir takımla oynamıştık. Onların da eksikleri vardı. Ama maçın kalitesi neredeyse hiç düşmedi. Sonuç olarak Gazoz Ligi yolunda bir engel daha aşılmış ve Hüsam'ın kart görmediği maçta 1-1'in rövanşında Bal Porsukları 4-2 mağlup edilmişti. Bu maçta eklenecek pek birşey yok gibi gözüktü. Dikkat çeken şey ise Çağrı'nın forvette ne kadar verimli olabileceğini göstermesiydi. Takım olarak da artık Neurosport'un desteğini almış gibi gözüküyorduk. Önümüzdeki Gazoz Ligi ve Pazartesi Maçları'nın yorumlarıyla, yeni galibiyet yazılarıyla huzurlarınızda olmak üzere. Hoşçakalın...
18 Temmuz 2012 Çarşamba
*17.07.2012 // Spartakİstanbul 3-1 AC Nevizade //
92 Tuğberk(***), 4 Serkan(***), 5 Kaan(**+), 11 Tolga(***), 19 Murat(**+) --> Görkem(***), 14 Hüsam(**+), 17 Yiğit(**+), 7 Kemal(**+), 12 Çağrı(**+), 22 Eser(**+), 18 Serhan(**+)
Goller&Asistler: Görkem(1G),Serhan(1A)
3'ün 1'i
Bu maç yazısı gerçekleri biraz daha görmemiz adına biraz eleştirel olacak. Diyeceksiniz belki "ulan maç 3-1 bitti. O kadar kötü değildik" diye. Hayır efendim kötüydük. Hatta takımı hiç bu kadar aciz görmemiştim o derece. Nedenini maç yorumu içerisinde izah edebilirim umarım.
Tarihimizin 101. maçına çıktık. Gazoz Ligi maratonu öncesi Şan Ökten'in zeminine. Rakip Spartakistanbul'du. Neurosport ile aynı puanda sezonu bitirmelerine rağmen ligde daha derli toplu bir takım görünümü vermişler. Çeyrek finalde ise sezonu 2. bitiren Tiyatro'ya "deplasman golü" kuralıyla elenmişler.
Gelelim maça. Her zamanki gibi kopuk ve tutuk başladık maça. Rakip oyunu sahamıza yıkmaya çalıştı. İlk defa takımla gazoz ligi maçına çıkan Tuğberk'in tedirginliği, stoperde Serkan'ın partneri olarak oynamak zorunda kalan Tolga'nın adaptasyon güçlüğü daha maçın başında kendini gösterdi. Sakat ve eksik oyuncuların çokluğu Nevizler'i etkilemiş gözüküyordu. Ha rakip çok mu iyiydi? Değildi. Ne savunmaları iyiydi ne de hücumları. Ama orta sahadaki o geniş bölgeyi çok iyi kullandılar. Hem kademe olarak hem de hücuma çıkarken yaptıkları paslarla kalemize çok çabuk ve zorlanmadan gelme adına. Maç boyunca elimizi kolumuzu bağlayan tek etken buydu.
Nevizade'nin bir oyun sistemi vardır. Genelde kanattan ve göbekten hücum oyuncularını savunma arkasına kaçırıp pozisyon bulmak üzerine. Bir nevi kontra atak diyelim buna. Ancak bu maç onu bile doğru dürüst yapamadık. Çünkü kafalar hala büyük sahada oynadığının bilincine, alanı nasıl kullanmak gerektiğine adapte olamadı. Bunları savunmadan çıkarken atamadığımız uzun toplarla, uzaklaştırmaya çalıştığımız topları burnumuzun dibine veya rakibin önüne yuvarlarken görme fırsatımız oldu. Hücumda ise Çağrı formsuzdu. Maç boyunca neredeyse oyunu sağ kanattan oynamaya çalıştık. Ama Çağrı topu her ezdiğinde rakibe pozisyon olarak geri döndü bu toplar. İlkyarıda neredeyse hiç top alamayan Kemal oyundan düştü, 2. yarıda da kendini oyuna veremedi. Burada Eser'e ayrı bir parantez açmak gerekir. Kendisinin yetenekleri ve oyun zekasını burada kimse tartışamaz. Ancak küçük sahada oynadığımız zamanlarda Eser topla buluştuğunda kaleye en fazla 20 metre uzaklıkta oluyor. Çok iyi top saklıyor. Bilek hakimiyeti yüksek olduğu için de çok iyi adam eksiltip ya kendi pozisyona giriyor ya da kendisine destek veren forvet, kanat, orta saha ve hatta defans oyuncularına pozisyon hazırlıyor ve hepimiz Eser'in bu özelliğini hayranlıkla bazen de çaresiz kaldığımız için sinirle izliyor ve takdir ediyoruz. Ancak oyun büyük sahaya geldiğinde Eser bir anda sahadan kayboluyor. Eser kötü mü oynuyor? Hayır! Eser yine top alıyor, adam eksiltiyor, pozisyon yaratmaya çalışıyor. Tek farkı topla buluştuğu yer kaleye 5-10 metre uzaklıkta değil de 30-40 metre uzakta olması. Yine bildiğimiz Eser rutine bağlayan(!) hareketlerini yapıyor ama kafasını kaldırdığında o küçük sahada savunmadan ortasahadan gelen destek olmuyor. Müsait durumda yakalayabilirse forveti görmeye çalışıyor veya kanatlardan atağa destek gelirse onu yakalamaya çalışıyor. Müsait birini göremediğinde ise rakip tekrar kademeye gelip pozisyonda yorulan Eser'i top kaptırmaya zorluyor. İşte tam bu noktada bizim aslında ihtiyacımız olan adamın silüeti kafamızda canlanıyor. Cafer Can! Bizi kanatlardan kontra futbol oynamak zorunluluğundan kurtarabilecek, ileride sabit top beklemek yerine kendi yarı sahasının ortalarına kadar koşarak gelip top alıp hem savunmayı rahatlatıp hem de hücumun yerleşmesine fırsat tanıyacak, 1-2 hareketle rakibi eksiltecek, açıkçası topu ayağına aldığında tüm takımı rahatlatacak adam Cafer. İşin kötü tarafı ise takımda bu güveni veren tek adamımız o ve Cafer olmadığında Gazoz Ligi'ne renk katacak oyunumuzu oynayamıyoruz. Bunu biz ilk maçımız olan Ayazma-Ahparig maçının 2. yarısında, Almanlarla oynadığımız 2. maçta ve Akut maçında gördük ve izlettik. Bu konumda oynayabilecek oyuncu sıkıntımız varken de aşmak zor gibi gözüküyor önümüzdeki sıkıntıları. Alternatif olabilecek aynı güveni verebilecek adam belki 1 sene önce Amerika'ya gitmeden önceki Gökçe olabilirdi ancak geldikten sonra form tutması zor oldu ve yeni mevkisi sol bekte de oynadığı takdirde işini en iyi şekilde yapacağını gösterdi. Umarım bu uzun paragrafta eksikliklerimizi biraz olsun anlatabilmişimdir. Tabii ki daha sayılması gerekenler var ama bu temel olanıydı bence.
Gelelim maçın hikayesine aksak oynadığımız bir ilk yarı sonunda devre arasına 2-0 geride girdik. Bu sürede fedakarlık yaparak oynayan Kaan, ilk defa büyük sahada oynayan Murat ve devreye girmeden hemen önce bacağına aldığı diz darbesiyle çektiği acı yüzünden belli olan Serhan 3'lüsünden hangisinin devam edip edemeyeceği konuşuldu. 2. yarıya Murat-Görkem değişikliğiyle başladık. Tolga stopere, Tuğberk kaleye alışmış; Görkem'in bitmek bileyen enerjisiyle savunma arkasına ve kaleye paralel yaptığı koşularla rakibin savunma dengesini biraz bozmaya başladık. Çağrı yine sürekli sağ kanatta topla buluşuyor bunların kimini eziyor kimini de olumlu kullanıyordu derken Çağrı'nın sağdan yuvarlağa 3 kere basarak yaptığı ortaya görkem dokundu ancak kalecinin üzerine nişanladı. Aynı pozisyonun benzerini 5 dakika sonra tekrar yaşadık. Bu arada Görkem'in kaçırdığı pozisyonlarla ilk defa "ah vah" etsek bile hücumda heyecanlandık. İlk yarıda Serhan'ın Çağrı'nın ve Eser'in birer pozisyonu vardı. Onun dışında genelde kendi yarı sahamızda kabullenmiştik oyunu ve çok pozisyon veriyorduk. 2. yarı da Kemal sorumluluk almak istiyordu. Bir sağda bir solda görüyorduk onu ama oyundan koptuğu belli oluyordu. Derken Eser'in taşıdığı topta Eser'e yapılan faulü avantaja bırakan hakemi iyi takip eden Serhan, Görkem'i kaçırdı ve Görkem bu kez affetmedi skoru 2-1'e getirdi. İleride kıpırdanma vardı biraz ama savunmadaki aksamalar devam ediyordu. Atağa çıkarken kaptırılan toplarla, uzaklaştıramadığımız toplarla rakibe piyangodan pozisyonlar veriyorduk. Beraberliği yakalamaya çalışırken de son dakikalarda çok sık karşılaştığımız 4'e 2 pozisyon bulma çabalarımızda kaptırdığımız topta kalemizde 3. golü gördük ve bu gol maçın son düdüğünü çaldırdı.
Maçın gelişimine baktığımızda aslında kötü değildik gibi görünüyordu çünkü oynadığımız ekip biraz daha üst seviye gibi gözüküyordu. Ama rakibin oynadığı top ve aldığımız sonuç bizi durup düşünmeye sevketti. Umarız önümüzdeki maçlarda giderek iyileşen oyunumuzla, kendimize güvenerek yolumuza devam ederiz ve Gazoz Ligi'ne girerek lige renk katan takımlardan biri oluruz.
29 Haziran 2012 Cuma
27.06.2012 // Neurosport FC 1-1 AC Nevizade
6 Altintas(****), 3 Kaan Emre(****+)-->8 Bugra(****), 4 Serkan(****+), 9 Gokmen(****+), 20 Gokce(****+), 11 Tolga(****+), 17 Yigit(****), 7 Kemal(****+), 12 C.Yazan(****), 22 Eser(****+), 18 Serhan(****)
Goller&Asistler: Serhan(1G), Tolga(1A)
BİRBİRLERİNİ YEDİLER
Goller&Asistler: Serhan(1G), Tolga(1A)
BİRBİRLERİNİ YEDİLER
Bayrağıyla, flamasyıla, birasıyla, centilmenliğiyle, futboluyla Gazoz Ligi Hazırlık maçlarında farklı bir oluşum olduğunu ve bu lige alınması halinde renk getireceğini fazlasıyla belli eden AC Nevizade çubuklusuyla Fulya Şan Ökten'deki yerini almıştı. Takımda moraller yüksekti, Eser bile maçta söylenmeyeceğine söz vermişti. Soyunma odasında şakalar espriler gırlaydı. Fakat herkes maçın ciddiyetinin farkındaydı, belki de şimdiye kadar oynadığımız en güçlü, en tecrübeli rakibe karşı oynayacaktık. Rakipte futbol dünyasını ve futbolu iyi bilen kişiler oynuyordu.
Kaptan kadroyu açıkladığında fazla süpriz yoktu, kalede artık bir nevi Pancu gibi olan, Fulya panteri lakaplı Emir Altıntaş vardı. Defans dörtlüsünde sağdan sola sessiz güç Gökmen abi, Ertuğrul Sağlam'ın reankarne olmuş hali olan Kaan Emre, defansın çılgın çocuğu Apaçi Serkan ve maç öncesi seksi vücudunu sergileyerek kızların hayranlığını kazanmaya çalışan Gökçe vardı. Ön liberoda buz adam görünümlü Yiğit, ne görev olursa yaparım abi diyen Tolga vardı. Onların önünde sağdan sola acılı adana delikanlısı Çağrı, ergenlik resimleriyle büyük sükse yapan Eser, ve Celil'in koşanı olan Kemal vardı. En ileride ise zaman zaman Guiza, zaman zaman Etxeberria olan Serhan vardı.Yedek kulübesine baktığımızda kasap Kürşat, Bekir Buğra ve maç öncesi attığı şutlarla bırakın forvette oyniyim mesajı veren Tuğberk vardı. Erdaltı da vardı da pek maçla alakası yoktu. Rakipte spor medyasından tanıdık isimler vardı. İlk intibamız fizik güçlerinin yüksek olduğu yönündeydi. Sahadaki yerlerimizi aldık. Maçta orta hakem olmayacaktı, yan hakemler yerini almıştı ve de yan hakemin düdüğüyle maç başladı.
Rakip maça 10 kişi başlamıştı, Gazoz Ligi ile ilgili bağlantımız Mustafa rakip takımın üyesiydi ve maça 5-10 dakika geç kaldı. Rakip kendine güveniyordu ve böyle idare ederiz diye düşünmüşlerdi. Fakat maça inanılmaz istekli ve etkili başladık, defansımız top sektirmiyor, orta sahada güzel pas yapıyor ve hücum presle rakibi sıkıştırıyorduk. Çok geçmeden Kemal'in nefis ara pasında Tolga kaleciyle karşı karşıya kaldı, Tolga kaleye vurmak yerine topu daha da müsait olan Serhan'a çıkardı ve Serhan kariyerinin en kolay gollerinden birini atarak bana bu klişeyi kullanma fırsatı verdi. Golden sonra da AC Nevizade fırtınası dinmedi, özellikle ilk defa bu kadar organize ve güzel pas yapıyorduk, defanstan topla çıkarken soğukkanlı ve pas yaparak çıkıyorduk. Eser herkese mavi boncuk dağıtıyordu, adeta Polyanna gibiydi. Bu sırada etkili oyunumuz devam ediyordu, Eser'in şutu direkte patlarken, Sağdan çevrilen topta Serhan biraz da şanssızlıkla %100 pozisyonda topu üstten auta atıyordu. Rakibe kayda değer pozisyon vermediğimiz için ayıp ettiğimizi düşünen Emir kale atışında topu direk gol atması için rakibin forvetinin önüne bıraktı, fakat rakip forvet bu ikramı geri çevirdi. Zaten rakibin ilk yarıdaki en kayda değer pozisyonu buydu. AC Nevizade'de Kaan Emre'nin top oynarken bir yandan sürekli futbol yorumu yaparak bilgisini rakibe gösterme çabası dikkat çekti. İlk yarı AC Nevizadenin oyundaki mutlak üstünlüğü ve 1-0 lık skorla bitti.
Devre arasında yüzler gülüyordu, herkes oynanan oyundan memnundu, ikinci yarı aynı oyunu oynamayı amaçlıyorduk. İkinci yarıya da aynı istekle başladık, fakat yorgunluk takımı etkilemeye başlamıştı ve orta sahada hafif bir düşüş vardı, maç daha dengeli gitmeye başladı. Rakip kalemize gelmeye başlamışken soldan gelen ortada arka direkte topu havaya diken rakip oyuncunun şutu inanılmaz biçimde bizim kaleye girdi, top dışarıdan geldi-gelmedi tartışmaları arasında hakem golü verdi ve çok saçma bir golle maç 1-1 oldu. Bundan sonra maç ortada oynandı. İkinci yarının ortalarında hava topu mücadelesinde yere ters düşen kaptan Kaan Emre bileğini burktu ve kenara gelmek zorunda kaldı, kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kaan Emre'nin yerine oyuna giren Buğra görevini yapsa da değişen defans yapısı ve biraz daha düşen orta saha nedeniyle rakip daha çok üstümüze gelmeye ve pozisyonlar bulmaya başladı. Emir kalesinde özellikle yan toplarda müthiş bir performans sergilerken her kurtarışından sonra kameraların Erdal'a dönmesi manidardı. İkinci yarıda orta sahada yine iyi paslaşmamıza rağmen son hamleleri yapamadık ve rakibin 6 numaralı oyuncusu olan ve Baltık ülkelerinden gelen Nesta diyebileceğimiz defansını geçemedik. Geçtiğimiz nadir anlarda pozisyonları değerlendiremedik. Maç 1-1 sonuçlandı.
Her zamanki gibi fair play içerisinde geçen bir maç oldu. Oynadığımız güzel oyun bizi sevindirdi, kaptanın ve sakat sakat oynayıp bacağını iyice morartan Gökçe'nin sakatlıkları ise üzdü. Her maç üzerine koymamız ve giderek daha bir takım halini almamız sevindiriciydi. Maç bittiğinde Kemal'in rakibin soyunma odasına gidip ben de NTVSpor'a çıktım, beni de aranıza alır mısınız demesi rakibi şaşırttı. Takım üyelerini tek tek değerlendirmenin yersiz olacağı bir maçı geride bıraktık. Takım olarak disiplinli ve etkili oynadık. Şimdi bir hafta maçlara ara vererek kendimizi nadasa bırakacağız. Daha sonra sahalara bomba gibi dönmeyi planlıyoruz. Son olarak rakibimize bu güzel maç için teşekkür ediyor ve yazıyı sonlandırıyorum.
Not: Başlık için Serkan'a teşekkürler :)
23 Haziran 2012 Cumartesi
22.06.2012 // AC Nevizade 6-4 Şenbağlar
6 Altıntaş(***), 4 Serkan(***+), 8 Buğra(***), 88 Kürşat(***), 14 Hüsam(***+), 21 Evrim(****), 7 Kemal(***), 12 Ç.Yazan(***), 22 Eser(***+), 3 Kaan Emre(***+)
Goller&Asistler: Eser(3G), Kaan Emre(1G,1A), Hüsam(1G), Ç. Yazan(1G,1A), Kemal(1A)
Neviz Gol Gol Gol
Güzel bir cuma akşamında Bostancı sahilinde yer alan sahada rakibimiz Şenbağlar ile karşılaştık. Maç öncesi keyifler yerindeydi. Eksikler vardı, sakatlar vardı, sakat sakat gelenler vardı. Ama yine de takım tamdı. Maçtan önce ısınan AC Nevizade'nin yakasını talihsizlikler bırakmıyordu. Çimlerde ısınırken büyüyünce Eser gibi mi yoksa Serkan gibi mi olacağı tartışılan küçük misafirimiz vardı. Top tekniği adeta Eser'i andırıyor, azmi ve çalışkanlığı ise gözlerde Serkan'ı canlandırıyordu. Misafirimiz bir süre takımımıza eşlik etmiş, kısa süreliğine de olsa neşe kaynağımız olmuştu. Taa ki Serkan ufaklığa sevgi gösterisinde bulunana kadar. Amaçsız bir şekilde ayağındaki topu attıktan sonra çocuğu kucaklayıp havada garip garip şekillere sokarken 2. burgulu takla esnasında küçük misafirimizi yüz üstü yere yapıştırması takımdaki bütün moralleri alt üst etti(!). Bölgeyi hızla terkeden ekibimiz saha içerisinde ısınma hareketlerine devam ederken bir talihsizlik de sol kanattan açılan ortaya Kaptan Kaan Emre kafasını uzatacağı sırada topu yumruklayan son haftaların formda ismi Altıntaş topun Kaan Emre'nin kulağına gelmesine ve bir süre yerde kalmasına sebep oldu. Derken maç da başladı.
Rakipteki eksiklikler de göze çarpıyordu. Ancak maç sonunda yaş ortalaması hayli küçük olan rakipte en iyi performansı gösterenler de kadroya yeni dahil olan gençlerdi. Gelelim maça. Hızlı başlayan kırmızı siyahlı ekibimiz ileride Kaan Emre, Kemal, Hüsam ve Evrim'in baskılı oyunuyla rakibinin pas yapmasını ve yarı sahayı geçmesini zorlaştırdı ve 5 dakika içinde de Kaan Emre ile 3 net pozisyona girdi. Ancak bu pozisyonların 2'sinde top direeeğe doğru gidip direğin 1 karış yanından dışarı çıktı, diğerinde ise atak kalecinin kucağında eriyip gitti. Baskılı oyun devam ediyordu. Gol de pek gecikmedi. Yine orta sahada baskıyla topu kazanan Hüsam şahsi becerisiyle topu sürüp uzaktan kaleciyi avladı ve skoru 1-0'a getirdi. Golü bulan Nevizler baskısını sürdürdü. Kemal, sağdan kaçan Kaan Emre'yi gördü ve kaptan klas bir vuruşla farkı 2'ye çıkardı. Çok geçmeden kazanılan kornerde top yine Kaan Emre'nin önünde kaldı. Kaan Emre daha müsait durumda olan Eser'in önüne yuvarladı topu ve "gol oğlum o" sözleri arasında geçtiğimiz haftalarda Gazoz Ligi ekiplerinden Akut'a attığı golün bir kopyasını daha atarak durumu 3-0'a getirdi.
Takım içindeki konuşmalar "saha küçük lan" şeklinde geçerken rakip bu sözleri yadırgadı, bir yandan da ekibimizde orta sahada yorgunluk belirtileri gösteren Hüsam, Evrimi yalnız bıraktı ve rakip gol pozisyonlarına girmeye başladı. Altıntaş hata yapmamaya gayret ediyordu ancak savunmada, özellikle yeni mevkisi stoperde güven veren Serkan bir kaç pozisyonda topu olumsuz kullanınca rakibine gol imkanı verdi. Skor 3-1 iken uzun bir sakatlık dönemin geride bırakan ve maç boyunca sahada pek bir varlık gösteremeyen Çağrı, endirekt serbest vuruştan düzgün bir vuruşla skoru 4-1'e taşıdı. Rakip bu dakikalarda yine bastırdı ve içimizden birisi Yusuf kendisinin ve takımının 2. golünü atarak farkı tekrar 2'ye indirdi.
Takımda yorgunluk baş göstermeye başlamıştı zaten. Bunlara Çağrı'nın ve Kemal'in formsuzluğu, Kaan Emre'nin yanlış pas-çalım tercihleri, Hüsam'ın yorgunluğu ve savunma hataları eklendi. Sahnede Eser vardı ama. Hafta boyu koşmamasıyla ve kilolarıyla takımda Erdal'ın yokluğunda gündemde olan Eser, Yusuf Şimşek vari yürüye yürüye rakiplerini geride bırakarak skora gitti. Maç bu dakikalarda Eser ve rakip arasında geçti. Eser atıyor, rakip farkı 2'ye indiriyordu. Tekrar sahneye çıkan Eser bu sefer de Sergen Yalçın vari vuruşuyla serbest vuruşta kaleciyi avlıyor ve kendisine yapılan eleştirilere sahada "eheeaa ehheeaaa ehhaaaaaa" diye kahkahalarıyla ve golleriyle cevap veriyordu.
Maç beklenenden erken bitti. Skor 6-4'tü ama ekibimiz yorgun olmasına rağmen maça doymamıştı. Saha yönetimine tepkisi vardı her 2 takımın da. Sonuç olarak düdük çalmış ve maç bitmişti. Bir parantez açmak istediğim isim ise Evrim oldu bu maçta. İstikrarlı futboluyla, karakteriyle takımda yerini sağlamlaştıran ve sevilen kişiler arasında kendisine yer bulan Evrim bu maçta orta sahada Hüsam'ın partneriydi ve kusursuza yakın oynayarak belki de maçın adamı oldu. Bu performansıyla Evrim, Yiğit'in formsuzluğunda orta sahadaki yükü üstlenebileceğini gösterdi.
Maç sonu maçın erken bitmiş olmasının burukluğuyla takım soyunma odasına doğru gitti. Soyunma odasında gündem yine Eser, Erdal ve aramıza tekrar katılan Çağrı'ydı. Maç boyu kale arkasında bize eşlik eden "Neviz Gol Gol Gol" bayrağımız itinayla katlanarak sonraki maçlarda da yanımızda olması için koruma altına alındı. Bu arada muhabbet arasında Çağrı'nın 1-2 hafta önce grupta paylaştığı fotoğrafın anlamının ne olduğunu öğrenme çabasıyla konu açıld ancak olumlu bir sonuç alınamayıp konu Bahadır'a kadar uzanınca takım sessiz bir şekilde dağıldı.
Son 2 maçından galibiyetle ayrılan AC Nevizade'de yüzler gülüyor artık ve ekip bu galibiyet serisine yenilerinin eklenmesinin açlığıyla, hevesiyle bir sonraki muhtemel Gazoz Ligi maçındaki rakibini bekliyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

