16 Haziran 2012 Cumartesi

11.06.2012 // AC Nevizade 7-11 Karabasan


AC Nevizade;

99 Erdal(**+), 4 Serkan(***), 14 Evrim(***), 26 Hüseyin(**+), 5 Kaan(***), 11 Tolga(***), 17 Yiğit(**+), 3 Kaan Emre(***+)

Goller & Asistler: Kaan Emre(4G), Kaan(1G,4A), Yiğit(1G), Tolga(2A), Buğra(1G_kk)



Karabasan;


6 Altıntaş(***), 2 Oğul(****), 8 Buğra(***+), 9 Gökmen(****), 70 Hüsam(****), 7 Kemal(****+), 18 Serhan(****), 22 Eser(****)

Goller & Asistler: Kemal(6G), Serhan (3G,2A), Eser(2G,5A), Buğra(1A), Emir(1A)

KARA SERİ

Yazın iyice kendini hissettirdiği sıcak bir gecede takımlar sahadaki yerlerini almışlardı. Yeni formalar hakkındaki konuşmalar maç öncesi diyalogların çoğunu oluşturuyordu. Maç öncesi herkesin şakalaştığını gören Eser de bir espri yaptı fakat kimse gülmedi, bunun üzerine gözleri dolan Eser ağlamaya başladı.
Eser'in ağlaması geçince maç başladı. Maç yine ortada başlamıştı, iki takımda birbirini tartıyor, birbirlerinin açıklarını kolluyorlardı. İlk açığı bulan AC Nevizade öne geçti. Fakat daha sonra Karabasan AC Nevizade'yi öne geçtiğine pişman edercesine bir üstünlük kurmaya başladı. Eser-Kemal-Serhan üçgeniyle üst üste goller bulan Karabasan oyunu sirkülase etti ve skoru 6-1'e getirdi. Skorun 1-0 dan 6-1 e geldiği sürede Karabasan iyi savunma yaptı ve uzun süredir bir arada oynamanın avantajını kullandı. AC Nevizade ise sık sık değişen kadro yüzünden bir istikrar tutturamamıştı ve bu oyuna yansıdı. Her ne kadar kalen önüne kadar gelseler de çektikleri şutlar ya defansa çarpıyor ya da açıyı iyi kapatan defans sayesinde auta gidiyordu.
Daha sonra Karabasan bizimkilerdeki çaycı Abbas'ı delirtip "Cıvık Affedersin!" diye bağırtacak kadar cıvık ve ciddiyetsiz bir futbol oynamaya başladı. Fakat futbol cıvımayı affetmezdi, AC Nevizade de affetmedi ve farkı 2'ye kadar kapadı. Fark kapandıktan sonra Kaan'ın direkten dönen topu içeri girse maçın sonucu farklı da olabilirdi. Daha sonra ayılan Karabasan farkı tekrar açtı ve maç 11-7 sonuçlandı.
AC Nevizade takım olarak dağının ve çok top kaybeden bir yapı çizdi. Karabasan cıvımadığı dakikalarda oyuna hakim taraftı. Çağrı ve Cafer gibi isimlerin olmaması AC Nevizade'nin orta sahasında güç kaybı yaşamasına neden oldu. Karabasan Emir'in olduğu bir maçı kazanarak şaşırttı. Kemal attığı gollerle dikkat çekti. Maç sonunda mikrofonlara konuşan Kemal NTV Spor'da twitim çıktı gördünüz mü diye sordu? Twitini kimsenin görmediğini öğrenen Kemal çok sinirlendi ve gazetecilere ağıza alınmayacak küfürler ederek uzaklaştı.
Maç sonunda buram buram hayvanlık kokan bir grup olarak Kızılkayalara gidildi ve ortamın havası itinayla bozuldu. Limonların içilmesiyle bir pazartesi akşamının daha sonuna gelinmiş oluyordu. Evlere dağılırken Kızılkayalar önünde bayramlaşma havasında öpüşüldü. O saatte caddede yürüyenler bir anlam veremedi. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere..

6 Haziran 2012 Çarşamba

‎05.06.2012 // AKUT 0-6 AC Nevizade

13 Incaluas(*****), 3 Kaan Emre(****+), 14 Evrim(****), 26 Hüseyin(****), 6 Altıntaş(****), 4 Serkan(****), 20 Gökçe(****+), 5 Kaan(****), 17 Yiğit(****+), 70 Hüsam(****+), 7 Kemal(****), 10 Cafercan(*****), 11 Tolga(*****), 22 Eser(****+)

Goller&Asistler: Tolga(2G), Cafercan(1G,1A), Kemal(1G,1A), Eser(1G,1A), Yiğit(1G), Hüsam(2A)






GÜMBÜR GÜMBÜR!

      Gazoz ligine giden yoldaki zorlu virajları aşmaya çalışan AC Nevizade yine önemli bir maç için Fulya Şan Ökten tesislerine gelmişti. Maçtan önce Nişantası'nda Cem Yılmazla birlikte görüntülenen Kaan Emre, Evrim ve Eser'in kendilerini sosyetik sanmaları maç öncesi dikkat çekmişti. Bütün takım heyecanlıydı, rakip ligin sonuncusuydu fakat biz de tecrübesizdik. Soyunma odasında neşeli fakat hafif de olsa gergin bir atmosfer vardı. Uzun bir ara sonra takımda dönen kaptan Emir İnçal'ın kalede olması takıma güven aşılamıştı. Takımı izlemeye gelen 2-3 vefakar taraftar vardı. Kemal'in aklı hala Murat Kosova'daydı. Çağrı ise gözlükleri ve takım elbisesiyle adeta bir Mourinho görünümlü Hikmet Karaman'dı. Maç öncesinde Serkan ortalarda gözükmüyordu, tam Serkan'dan umut kesilmiş ve Kaan ilk 11'e alınmanın sevinciyle taklalar atmaya başlamışken Serkan koşarak geldi. Bu duruma çok bozulan Kaan gözyaşlarını tutamadı ve kenara gelirken bir takım küfürler mırıldandı.
      AC Nevizade değişik bir ilk 11 le sahaya çıkmıştı. Kalede Emir İnçal vardı, defans dörtlüsünü sağdan sola Serkan, Evrim, Kaan Emre, Gökçe oluşturuyordu. Orta dörtlü sağdan sola Cafercan, Yiğit, Emre Hüsam ve Kemal'den oluşmaktaydı, ileride Tolga ve Eser vardı. Yedek kulübesinde ise Emir Altıntaş, Kaan, Hüseyin vardı. Tuğberk ve Buğra da sakatlıklarına rağmen takımı desteklemeye gelmişlerdi.
     Hakemin düdüğüyle maç başladı, hani güreşçiler maç başlarında birbirlerine el ense çekip güçlerini tartar ya, işte bizim maçımız da böyle başlamıştı. Maç orta saha mücadelesi şeklinde başlamıştı. Rakip uzun toplarla gol ararken Emir kalede güven veriyordu. AC Nevizade ise arapasları ile kanatlardan adam kaçırarak sonuca gitmeye çalışıyordu. Fakat maçın başında özellikle Eser'in Ümit Karan ve Burak Yılmaz'ı kıskandıracak ofsayt performansı atakların olgunlaşmasını engelliyordu. Daha sonra Cafer Can ileri, Tolga sağ kanata geçti. Bu değişiklik takımımıza hız kazandırdı ve daha çok pozisyona girmeye başladık. Oyunda üstünlüğü ele aldık ve bu üstünlüğün sonuç vermesi uzun sürmedi. Eser sağdan Cafer'i kaçırdı, sağdan etkili bir biçimde içeri giren Cafer topu ortaya çevirdi, orta sahadan kopup gelen Yiğit de topu kaleye yolladı. Öne geçtikten sonra kendimize güvenimiz iyice yerine geldi ve daha az pozisyon verip daha çok pozisyon bulmaya başladık. Soldan rüzgarın amca oğlu Kemal seri hareketlerle içeri girdi, kaleciyi de geçti ve sıfırdan ortaya çevirdi, bu sefer golü atmak Tolga'ya düşmüştü. Gardı iyice düşen rakibi karşısında 2. golden hemen sonra bu sefer Tolga sağdan gelerek ortada müsait durumdaki Eser'i gördü, Eser de daha da müsait pozisyonda olan Kemal'e çıkardı, Kemal düzgün bir vuruşla ilk yarının skorunu belirledi.
     Devre arasında Çağrı Eser ve Emre Hüsam'ı kenara aldı. Buna sinirlenen Eser'in çemkirmelerine aldırmayan Çağrı ikinci yarıda takıma direktifler vermeye devam etti.  İkinci yarıda rakip defansında daha çok açık vermesine rağmen kendi kalemizde de bir kaç etkili pozisyon yakaladılar fakat direğe ve gol yememeye yemin etmiş Emir'e takıldılar. Maç böyle devam ederken sağdan gelen güzel ortaya düzgün bir vuruş yapan Tolga kendisinin ikinci golünü attı ve skoru 4-0 a getirdi. Daha sonra maçı iyice rölantiye alan AC Nevizade de teknik direktör Çağrı rotasyon yapmak için ilginç değişikliklere başladı. Rölanti giden maçta sağdan gelen topta önce Berkamp'ın meşhur hareketine benzer bir hareketle rakipten sıyrılan Cafer kaleye baktı ve mükemmel bir aşırtma vuruşla son zamanlarda gördüğümüz en güzel gollerden birini attı. Bu golden sonra kenarda Cansel Elçin ile röportaj yapan kızlar Cafer ile röportaj yapmak istese de Cafer bu isteği geri çevirdi. Bu golden biraz sonra Cafer'in bu golünü ve kızların onunla röportaj yapmasını kıskanan Eser orta sahada aldığı topu kimseye vermedi ve üst üste çalımlarla ceza alanına girdi. Kaleciyle karşı karşıya iken yaptığı sert vuruş üst direğe çarptı ve çizginin oraya düştü. Gol olup olmadığı tartışılırken Çizgideki topa Yiğit vurarak golü garantiye aldı.  Takım arkadaşları golü Eser'e yazarak güzel bir jestte bulundular. Maç böyle bitecek derken tartışmalı olabilecek bir pozisyonda hakem AKUT takımına penaltı verdi. Fakat takımın içi rahattı, kalede Emir vardı, ve takımı yanıltmayarak köşeye giden penaltıyı inanılmaz bir biçimde çıkardı. Penaltıyı çıkardıktan sonra Emir Altıntaş'ın Emir İnçal'a söylediği erotik sözlere ise bu yazının sansürlenmemesi için burada yer veremeyeceğim. Bu penaltıdan bir süre sonra da maç sona erdi.
      Gazoz ligine girersek neler yapabileceğimizi görmemiz açısından önemli bir maçtı, güzel bir oyunla rahat bir biçimde sonuca gittik. Takımda kötü diyebileceğimiz kimse yoktu. Emir kalede hatasız oynadı, kurtardığı penaltı da pastanın üstündeki krema oldu. Serkan her zamanki gibi takıma müthiş bir enerji verdi. Evrim klasik performanslarından birini ortaya koydu. Kaan Emre takımı geriden çok iyi yönetti, stoperde çok başarılı olacağını bu maçta bir kez daha gösterdi. Kendi isteğiyle sol beke geçen Gökçe çok iyi kademeye girdi, üstün tekniği ile aldığı topları da iyi kullanarak bu bölgede gayet iyi oynayacağını gösterdi. Tolga o kadar yüksek bir standart tutturdu ki, bu iyi performansı artık kimseyi şaşırtmadı, yine 2 gol atarak gizli golcü kimliğini de pekiştirdi. Hüsam orta sahada müthiş bir kesicilik gösterirken, bazı pozisyonlarda heyecanına yenik düştü ve top kaybı yaptı. Yiğit ise boşlukları iyi kapattı ve orta sahadan hücuma iyi destek vererek bir de gol attı. Solda Kemal hızı ile rakip beklere zor anlar yaşattı, golünü de attı. Cafer yine klasını konuşturdu, çalımları ve paslarıyla takımı rahatlattı, attığı golü ise anlatmak için ayrı bir yazı gerekir. Eser biraz durgun başladığı maçta daha sonra kendini toparladı ve o da tekniğini kullanarak oyunu rahatlattı, attığı golden önceki çalımları ise izleyenlere seyir zevki yaşattı. Maça teknik direktör olarak çıkan Çağrı ise motivasyon konusunda bir Fatih Hoca, oyuncu değişikliği konusunda ise Werner Lorant gibiydi. Yedekten oyuna giren Kaan, Emir ve Hüseyin ilk 11'deki oyuncuları aratmazken, hepsi mücadeleci yapılarıyla takımın diri kalmasını sağladılar. Kenarda duran sakat isimler Buğra ve Tuğberk de takıma moral aşıladılar. Herkes görevini en iyi şekilde yaptı. 
      Bir maçı daha geride bıraktık, maçta ufak tefek fauller olsa da son derece centilmence geçti. Rakibimize de bu güzel maç için teşekkür ediyoruz. Güzel bir galibiyet aldık. Bir önceki yazımda bu lige girmeyi hak ettiğimizi söylemiştim, bunu bir kez daha kanıtlamış olduk. Umuyoruz ki Gazoz Ligi organizatörleri de bizim takımımız hakkında olumlu şeyler düşünüyorlardır. Bu lige girmeyi gerçekten çok istiyoruz, bu isteği onlara yansıtabildiysek ne mutlu bize.
     AC Nevizade nedir? Kazanmak için kurulan bir takım mı? Hayır. Çevremizdeki en iyi futbolcuların olduğu bir takım mı? Hayır. Maç kazanmak için her yol mubahtır felsefesini benimseyen bir oluşum mu? Yine hayır.  Salı günü bizi izlemeye gelen ve fotoğraflarımızı çeken arkadaşım Poyraz bana dedi ki:" Abi yedek kulübesinde çok güzel muhabbet dönüyordu, ilk devre oradan ayrılıp yukarı maçı izlemeye çıkamadım." AC Nevizade bu muhabbettir. AC Nevizade takımda ilk 11 yedek kulübesi farkının olmamasıdır. AC Nevizade her gol sevincinde takımın bir araya gelmesidir. AC Nevizade herkesin takım için elinden geleni yapmasıdır. AC Nevizade bu yazıyı okuyup yapılan komik yorumlara alınmayıp, gülmektir. AC Nevizade aramızdaki en kıran kırana geçen maçtan sonra bile dostça Kızılkayalara gidip limonata içmektir. Başkaları için önemsiz bir oluşum olabilir ama içindekiler için bir takımdan çok daha fazlasıdır AC Nevizade...

NEVİZ GOL GOL GOL!

  

5 Haziran 2012 Salı

04.06.2012 // AC Nevizade 5-10 Karabasan

AC Nevizade;

99 Erdal(***), 2 Oğul(**), 14 Evrim(***), 34 Akın(**+), 17 Yiğit(**), 5 Kaan(***), 9 Yusuf(**+), 3 Kaan Emre(***+)

Goller&Asistler: Kaan Emre(5G), Kaan(1A), Yusuf(1A), Evrim(1A), Yiğit(1A)

Karabasan;

70 Hüsam(****), Gökmen(****), 8 Buğra(****), 88 Kürşat(****), 11 Tolga(****+), 7 Kemal(****), 18 Serhan(****), 22 Eser(*****)

Goller&Asistler: Kemal(4G,2A), Serhan(3G,1A), Eser(2G,5A), Tolga(1G,1A), Buğra(1A)




GAZOZ'A HAZIRLIK



     Türkiye'de şikeye bulaşmamış nadir takımlardan olan AC Nevizade ve Karabasan yine sahadaki yerlerini almışlardı. Hava sıcaktı, zemin futbola elverişliydi, fakat akıllar salı günkü AKUT maçındaydı. Maç öncesi konuşmaları genelde salı günkü maç üzerine ve Kemal'in NTV Spor macerası hakkında geçti
     AC Nevizade'de kalede Erd6 vardı, Evrim'in değişik bir yerde oynama isteği sonuç vermiş ve ön liberoda forma şansı bulmuştu, iki stoperli değişik bir taktikle oynayan AC Nevizade'de bu stoperler Oğul ve Yiğit olmuştu, orta 3 lü Yusuf, Akın ve Kaan dan oluşmaktaydı, Kaan Emre yine forvetteki yerini almıştı. Yeni saç kesimi ve yanık teniyle dikkat çekiyordu. 
     Karabasan ise klasik bir kadro dizilimiyle çıkmıştı. Kalede ilginç bir isim vardı: Emre Hüsam, defans 3 lüsü Gökmen abi, Kürşat ve Buğra'dan oluşuyordu. Orta sahada Kemal, Tolga ve Serhan yerini almıştı, 2 hafta aradan sonra geri dönen eser de forvete geçmişti. Takımlar sahada yerini aldı ve maç başladı.
     Maç ortada başladı, maçın başında Karabasan Kemal'in kanadından oynamaya çalışıyordu, fakat maçın başında NTV Spor'a çıktığı için havalanan Kemal takımdan kopuk bir görüntü sergiliyordu. Eser Evrim'in kontrolünde etkisiz kalmıştı, Karabasan maçın başında hücumda sıkıntı yaşıyordu. AC Nevizade ise iyi savunma yapıyor, hücumda onlar da biraz durgun gözüküyordu. Kaan Emre ilk golü atarak perdeyi açtı.   Maç bir süre 1-0 devam etti, daha sonra Karabasan toparlanmaya başladı, defans 3'lüsü zaten iyi durumdaydı, hücum da toparlanınca daha etkili olmaya başladılar ve durumu 3-1'e getirdiler. Geri düşen AC Nevizade taktik değişikliğe gitti ve klasik 3-3-1 e döndü. Bu değişiklik onlara iyi geldi ve maç 4-3'e geldi. Kaan Emre'nin istekli futbolu dikkat çekse de normalde çok etkili bir isim olan Yusuf'un Guiza vari performansı ve Karabasan defansının mükemmel performansı AC Nevizade'nin beraberliğe ulaşmasını engelledi. Karabasan'da ise Eser daha çok pasör bir görev üstlenirken Kemal ve Serhan başarılı koşularını güzel bitirişlerle sonlandırıyorlardı. 
    Maç 5-3 olunca antrenmansız olan Oğul moralman da oyundan düştü ve fark açılmaya başladı. Maç bir anda 7-3 oldu ve bundan sonra maç biraz rölanti havaya girdi. Karşılıklı gollerle maç 10-5 sonuçlandı.
    Bu maç salı günü oynanacak olan ve bizim için çok önemli olan AKUT maçı için iyi bir hazırlık oldu. Emre Hüsam başarılı bir kalecilik yaptı fakat takım iyi giderken bile bir mahalle karısı edasıyla car car konuşması ve Rüştüvari topu oyuna sokuşu ile dikkat çekti. Kaan Emre solaryuma gidiyor iddialarını:" Amele yanığı lan bu." diye cevaplarken, AC Nevizade'de en gayretli isim olarak önce çıktı. Yusuf hayal kırıklığı yaratırken maç sonunda kendi kendine keşke çıkmadan duş alsaydım dediği duyuldu. Evrim'in farklı mevkide oynama hayali 15 dakika sürerken, ön liberoda çok da başarısız gözükmedi. Kaan çektiği 25 şutta isabet bulamazken, maç sonunda biraz triplere girerek salı günkü maçta yedek olmasını eleştirdi. Soyunma odasında Kaan Emre'nin üzerine yürüyerek çakı çeken Kaan'ı Eser sakinleştirdi. Kemal'in gece rüyasında Murat Kosova ile kanka olduğunu gördüğü iddia edildi. Karabasan takımı takım olarak iyi oynayarak kazandı ve Emir'in oynamadığı maçları kazanma geleneğini sürdürdü. Galibiyeti de Emir'e armağan ettiler. Eser bu maçta pasör yönü ile dikkat çekerken Serhan ve Kemal girdiği pozisyonları değerlendirmeyi bildiler. Defans hattıysa tek kelimeyle harikaydı. Maçın en dikkat çeken hareketi ise Eser'in topukla 3 kişinin arasında Kemal'e yaptığı asistti, bu hareket Emre Hüsam'ı bile bir süreliğine susturdu.
     Başta dediğim gibi bu maç bizim için hazırlık niteliğindeydi, salı günü gazoz ligi yolunda çok önemli bir maça çıkacağız, bizim oraya yakıştığımızdan şüphemiz yok, bunu onların da görmesi için elimizden geleni yapacağız. Son olarak:

NEVİZ GOL GOL GOL GAZOZ LİGİ GELİYOR!
      

30 Mayıs 2012 Çarşamba

28.05.2012 // AC Nevizade 1-6 CihadiTepe FC


99 Erdal(***), 3 Kaan Emre(***), 5 Kaan(**+), 6 Altintas(**), 8 Bugra(**), 70 Husam(**+), 7 Kemal(**+), 20 Gokce(**+)

Goller&Asistler: Kaan(1G), Kemal(1A)




"Erd6'nın dönüşü"


Evet galibiyeti unuttuk gibi sesler geliyor sanki. AC Nevizade çıktığı son 6 resmi maçta galibiyet göremedi. Son galibiyet 16 Nisan'da Cihaditepe karşısında 11-3'lük net bir skorla alınmıştı. Onun dışındaki çoğu maçı 1 farkla ve iyi futbolla kaybetse bile sonuç olarak galip gelemediği gerçeğini değiştirmiyordu bu sonuçlar. Neyse biz gelelim günümüze. Oynadığımız futbola bakalım. Gerekiyorsa bir çözüm bulalım.

Takım sahaya istekli çıkmıştı. Rakibin savunmasında önemli eksikleri vardı, kalecileri alışık olduğumuz kalecileri değildi. Aslında biraz da rahat kazanırız havası oluştu takımda. Ancak maç öyle başlamadı. Savunmasını kalabalık tutan Cihaditepe, Nevizade'nin ileri uç elemanlarının her topta arkasında bitiyor, yüzü dönük top almalarından ziyade kaleye sırtı dönük top alırken bile nefeslerini ensemizde hissettiriyorlardı. Her ne kadar savunmada oyun kuralım, orta sahada mücadele edelim, topu forvete iletip boşluklara kaçalım desek de olmadı bir türlü, karşımıza bir de kaleci çıktı. Köşeye giden topları, kenarlara atılan şutları kendisini bizler tarafından tebrik ettirecek şekilde çıkardı. Yetmedi toplar direkten döndü, yetmedi direğin içine çarpıp çizgi üzerinden süzülerek kaleye girmedi. Skora baktığımızda oyundan umut yokmuş gibi gözüküyor olabilir ama AC Nevizade elinden geleni yapmaya çalışıyordu.

Şimdi de sahanın diğer yarısına bakalım. Hasta olduğu halde forma aşkıyla takımını yalnız bırakmayan Buğra savunmada aksamaya başladı. Bu tüm savunma hattını etkiledi aslında. Kademe hataları, atağa çıkarken top kaptırmalar, rakibe pozisyon vermeler bu dakikadan sonra başladı ve Cihaditepe golleri ardı arkasına sıraladı bir anda. Son haftalarda performansı tartışılan Erdal kalede elinden geleni yapıyor, rakibe bir çok pozisyonda gol izni vermiyordu. Ancak Nevizade orta sahası ile savunması arasındaki büyük boşluğu adeta kendi evleriymiş gibi kullanan Cihaditepe forvetleri rahatça topla buluşup, yüzlerini kaleye dönüyor ve Nevizade kalesini abluka altına alarak farkı 3'e kadar çıkartıyordu. Duruma çözüm kaptandan gelmişti. Savunmaya geçip takımı toplamaya teşebbüs etti ancak takım arkadaşları gerek olmadığını söyleyerek karşı çıktı. Derken çaresizce yenen 4. gol artık Buğra'ya "ben bittim beyler" dedirtiyordu. Oyuna bir süre 7 kişi devam eden Nevizade'nin oyun planı da değişmişti. Kaan Emre ve Altıntaş'tan oluşan bir savunma ikilisine Kaan yardımcı olmaya çalışıyor. Hüsam ise geride Kaan Emre'nin oyun kurmasıyla birlikte takımla birlikte daha çok hücumda yer alabiliyordu. Bir süre böyle devam etti oyun. Buğra'nın da fedakarlık göstererek oyuna tekrar dahil olmasıyla sayılar eşitlendi ve Buğra ileride durmasının kendisi ve takımı adına daha faydalı olabileceğini düşünerek Kaan Emre'nin boşalttığı pozisyona geçti.

Savunma toparlamıştı. Artık Cihaditepe ileri uç elemanları rahatlıkla top alamıyordu. Toplar ya ilk pastan kesiliyordu ya da rakip topla buluştuğu an adeta ısırılarak ayaklarındaki topa müdahale ediliyordu. Hücum organizasyonları artmıştı. Ama Cihaditepe savunması da 4 farkın getirmiş olduğu güvenle kapanmıştı. Sağlı sollu ataklarla, göbekten kesmelerle rakip kale abluka altına alındı. Derken Kaan'ın sağ ayağıyla Gülbahçe'nin deniz tarafındaki kalesinin sağ ve üst direğinin arasındaki örümcek ağlarını temizlediği gol geldi. Ataklar sıklaşmış rakip de doğru orantılı olarak aralarındaki boşlukları sıklaştırmıştı. Direkten dönen toplar, kalecinin kurtarışları devam ediyor diğer tarafta ise Erdal, Kaan Emre ve Altıntaş canlarını dişine takmış gelen kontra atakları kesmeye çalışıyordu. Ancak yapılan kritik müdahaleler, çizgiden çıkarılan toplar ve kalecimizin geçit vermemesi hücum hattındaki beklentileri karşılamayınca maç da Cihaditepe lehine 6-1'lik skorla tamamlandı.

Maçta Nevizade cephesinde en çok göze çarpanlar Erdal'ın kaleciliği (ki yine de 6 tane yedi), Gökçe'nin geldiğinden beri artan form grafiği ve Kaan Emre'nin savunmadaki eski günlerini aratmayan performansı oldu. Bunlar olumlu yönlerimizdi. Olumsuz yönlerimize gelecek olursak, aslında dikkat çeken tek olumsuzluk gömülü savunma ile oynuyor olmamızdı. Bu olumsuz yanımız Ayazma&Ahparig maçında gözlemlenmiş ve 2 hafta içinde oynadığımız 3 önemli maçta da tekrarlanmıştı. Yapmamız gereken en basit şey ise savunmayı ofsayt olsun olmasın savunmayı ileride orta sahaya yakın kurmak ve rakip ileri uç elemanlarına rahat top aldırmamak olmalı. Kademe hataları, pas hataları elbette her zaman olabilecek şeyler. Ancak savunma anlayışımızı oturtabilirsek o olumsuzluklar o kadar göze çarpmayacaktır. Bundan emin olabiliriz. Hücumda ise Çağrı'nın ve Kemal'in en güzel yaptığı şeyi yani 0'a inmeyi ne kadar sık yaparsak o kadar çok rahat pozisyona girebiliyoruz. Ama bu maç hem Çağrı'nın eksikliği hem de Kemal'in genelde 0'a indiği pozisyonlarda tercihini kaleye vurmaktan veya pozisyonun gereği zorlama bir pasla gol pozisyonu arama çalışmaları da hücum gücümüzü olumsuz etkileyen nedenler olarak gösterebiliriz.

Bir maçı daha geride bıraktık. Önümüzdeki hafta Karabasan - AC Nevizade ve muhtemel bir gazoz ligi ekibiyle maç bizleri bekliyor. Artık buradan zafer yazıları yazmak istiyoruz. Tekrardan birlikte olmak dileğiyle...

23 Mayıs 2012 Çarşamba

21.05.2012 // AC Nevizade 8-9 Karabasan




AC Nevizade;

4 Serkan(**+), 5 Kaan(***), Murat(****), 14 Evrim(***), 1 Çağrı(***), 17 Yiğit(***+), 34 Akın(***), 3 Kaan Emre(***+)

Goller&Asistler: Kaan Emre(4G), Yiğit(2G,1A), Çağrı(1G,3A), Akın(1G,1A), Evrim(2A), Kaan(1A)

Karabasan;

6 Altıntaş(***), 8 Buğra(***), Gökmen(****), 88 Kürşat(***), 7 Kemal(***+), 20 Gökçe(***), 70 Hüsam(***+), Tolga(***+)

Goller&Asistler: Kemal(3G), Gökçe(2G,2A), Tolga(2G,2A), Hüsam(1G,2A), Gökmen(1G,2A)



DAHA ÇOK İSTEYEN TARAF KAZANDI

Bazı maçlar vardır, sadece sahaya çıkıp top oynamak istersiniz. Öncesi, sonrası sizi hiç mi hiç ilgilendirmez. İşte 21 Mayıs akşamı AC Nevizade ve Karabasan arasında oynanacak, artık klasikleşmiş maç öncesi her iki takım oyuncularının da aklında sadece “çıkıp, top oynamak” vardı.

Maç öncesi en çok konuşulan konu yine kadrodaki eksiklerdi. Geçtiğimiz haftalarda ısınırken sakatlanan kaleci Tuğberk daha uzun süre oynayamayacak gibi görünüyordu. Sakatlıktan yeni dönen Altıntaş’ın performansı ise merak edilen konulardan biriydi. Kimse “o ihtimali” aklına getirmek istemese de, sakat sakat oynayan Çağrı, Yiğit ve Buğra’nın sakatlıklarının artma ihtimali korkutucuydu. Maça saatler kala gelen Serhan’ın faranjit olduğu haberiyle sakatlar listesi daha da kabarmıştı. Son oynanan Şenbağlar maçında yönetimle arası açılan Erdal, işlerini de bahane ederek sahadaki yerini alamayacaktı. Eser sınavları nedeniyle bir süre takımı yalnız bırakmak zorundayken, Oğul özel hayatında önemli bir adım atmanın ertesinde sahaya çıkmamak için kadrodan affını istemişti.

Tüm bu eksikleri gidermek adına takıma yeni katılan Tolga ve misafirimiz Murat kadroya dahil edilmişti. Futboldan uzun süre ayrı kaldığı yurt dışından döndükten sonra ikinci maçına çıkacak olan Gökçe ve İzmir’den ayağının tozuyla gelip, “Göreve hazırım!” diyen Kürşat da formayı kapmışlardı.

Maça sayılı saatler kala AC Nevizade’de uzun süredir yönetimle tartışmalı olan Hüseyin, forma krizi nedeniyle bir kez daha yönetimle karşı karşıya gelmiş ve ortalık iyice gerilmişti.

Dedik ya, maç artık başlasa da başka şey düşünülmese…

Her iki takım da sahaya kendine özgü diziliş ve oyun anlayışıyla çıktı. AC Nevizade sakatlıklar yüzünden kaleyi Serkan’a emanet etmişti. Savunma üçlüsü Kaan, Evrim, Murat ile kurulmuştu ve maç boyunca çok koşacak, özellikle kanat ataklarını iyi destekleyecek oldukları belliydi. Orta sahanın güvenliği Yiğit’e emanet edilmişken, kanatlarda Çağrı ve Akın ikilisi görev yapacak, gol yollarında kaptan Kaan Emre’nin performansına bağlı olacaklardı. Karabasan ise kaleyi sakatlıktan yeni dönen Altıntaş’a emanet etmişti. Savunmada, Kürşat göbekte oynayıp Kaan Emre’yi kontrol etmeye çalışacak, kanatlardan gelmesi beklenen yoğun baskıyı ise Gökmen Abi ve Buğra karşılayacaktı. Tatlı-sert futboluyla orta sahayı koruma ve kollama görevi Hüsam’a verilirken, maçtan yalnızca dakikalar önce forvet oynama isteği üzerine takımın en ucunda görev yapacak olan Tolga’yı kanatlardan destekleme görevi Gökçe ve kaptan Kemal’e düşmüştü. AC Nevizade, Çağrı’nın önderliğinde toplu hücumla golü erken bulmayı hedefleyen bir taktikle sahaya çıkmıştı. Karabasan ise eksiklerini düşünerek takım savunması ve kontra atak futbolunu benimsemeyi düşünüyordu.

Maç Gökmen Abi’nin sürpriz golüyle başladı. Hücumdaki anlaşmazlık AC Nevizade’yi olumsuz etkilemişti. Bu dakikalarda Karabasan savunma disiplininden taviz vermeden ve hücumda paslaşarak istediğinden fazlasını aldı ve peşi sıra gollerle farkı arttırdı. AC Nevizade’nin toplanması uzun sürmedi. Karabasan savunmasının açıklarını çok iyi değerlendiren AC Nevizade’nin farkı bir anda eritmesi Karabasan’ın aklını başına getirdi ve tekrar goller bularak farkı açık tutmaya çalıştı. Maç, Karabasan hucüm hattının cömertçe harcadığı pozisyonlar, AC Nevizade’nin baskıyı artırıp farkı azaltması, buna Karabasan’ın karşılık vermesi döngüsüne girdi ve sonunda 1 gol farkla da olsa kazanan Karabasan oldu.

Maçın bitmesiyle akılda kalan olaydan ilki, AC Nevizade kaptanı Kaan Emre’nin, yenilen gol sonrasında, santra yapılırken kalenin yanında su içen Karabasan oyuncuları Buğra, Kürşat ve Hüsam’ı oyunu soğutmakla suçlamasıydı. Oyun içinde ne kadar hırslı ve motivasyonu yüksek olarak oynadığını bildiğimiz kaptan, belki kaçan pek çok pozisyonun ardından gerilen sinirini bu şekilde çıkardı. Oysa ki maçın en güzel golünü atan yine kendisiydi. Ayağının içiyle yaptığı şık vuruşu takiben top kaleci Altıntaş’ın parmaklarının ucundan geçip, direğe çarparak gol olmuştu. AC Nevizade kalecisi Serkan’ın yaptığı her kurtarıştan veya takımının kazandığı her toptan sonra arkadaşlarını daha baskılı oynamaları yönünde motive etmesi de ayakta alkışlandı. Karabasan adına performansından şüphe edilen iki isim, Gökçe ve Kürşat ortaya koydukları futbolla güven tazelerken, kendi teklifi üzerine ilk kez forvette denenen Tolga, attığı goller ve verdiği asistlerle yüzleri güldürdü. Karabasan adına savunmada Buğra ve Gökmen Abi hatasıza yakın oynadılar ve hatta oyunlarını zaman zaman hücuma destek verecek kadar ileri taşıdılar. AC Nevizade savunmasının en son adamı konumundaki Evrim ise maçın sıkıştığı dakikalarda ileri çıkarak gol aradı, bulamadı fakat yaptığı iki asist ile takımını hücumda rahatlattı. Misafir oyuncu Murat ise sanki 40 yıllık AC Nevizade oyuncusu gibiydi, hiç uyum sorunu yaşamadı. Karabasan’da maça tutuk başlayan kaptan Kemal sonradan açıldı ve skor yükünü üstlendi. Maçın sonunda sıcağı sıcağına yapılan sohbette ise Çağrı ayağının ağrıdığından bahsetmesi keyifleri kaçırdı.

Genelde tempolu, yüksek mücadele seviyesinde geçen bir maçtı. Her iki takımda maçı çok istedi, pek çok pozisyondan yararlanamadı. AC Nevizade gelecek hafta da formayı giyemeyecek olmanın üzüntüsü, Karabasan ise bir hafta daha formasını koruyacak olmanın mutluluğu ile sahada ayrıldı.

17 Mayıs 2012 Perşembe

*16.05.2012 Ayazma & Ahparig 6-5 AC Nevizade


99 Erdal(**+), 4 Serkan(***+), 5 Kaan(***), 8 Buğra(**+), 17 Yiğit(**+), 10 Cafercan(****), 26 Tolga(****), 70 Hüsam(***), 1 Çağrı(****), 7 Kemal(***+), 22 Eser(***+), 3 Kaan Emre(***+)

Goller & Asistler: Tolga(2G), Çağrı(1G,2A), Cafercan(1G,1A), Kemal(1G), Eser(1A)


"İLK MAÇ"

Hepimizin içinin kıpır kıpır ettiği, hepimizin merakla beklediği, sabırsızlandığı, bazen sinirlendiği, bazen umutla bir haber beklediği gündü dün. Haber bir gece öncesinden ulaşmıştı kaptana. Alelacele oluşturulan bir kadro yoktu ama ortada. Eksiklere rağmen çıkan kadro aslında kemik kadroydu diyebiliriz. Laf aralarında anlatılan halı saha muhabbetlerinde, etrafımızdakilerin sosyal paylaşım kanallarından gördüğü ve merak ettiği kadarıyla biz aslında "büyük saha"da oynuyorduk. Maçlarımız 8'erlikten bazen 10'arlıktan oluyordu. Evet bu çoğu kişiler için büyüktü. Öyle insanlar gördük "biz şöyle oynuyoruz, biz böyle oynuyoruz" diyen. Ama bizim maçlarımıza geldiklerinde veya aramıza misafir olarak katıldıklarında o heyecanı yaşayamayan, o coşkuya ortak olamayan, o tempoyu kaldıramayan, sonra da gelip "abi sizin maçlar 10 numara oluyormuş 1-1 halı saha maçı mı biter lan" diyenleri gördük. Biz buyduk aslında. Ama dün gece sahada olanlarımızın çoğunun orijinal ebatlarda nitelendirdiğimiz sahada, hele ki hakemli, ofsaytlı oynanan maçlarda tecrübesi yoktu. Acaba sahanın büyüklüğünü kaldırabilecek miydik? Acaba kurallara alışabilecek miydik? Bunların hepsinin soru işareti vardı kafamızda. Ha bir de rakip nasıl oynuyor? Aslında AC Nevizade bu zamana kadar rakibine göre değil de kendi stilini sahaya yansıtma taraftarı oyun oynamış, oynadığı sahaların verdiği avantajla boş alanları çabuk çıkarak iyi değerlendirme yoluna gitmiş bir takımdı. Ama burada herşey farklı olabilirdi.

Ki öyle oldu. Maç başladı. Alışık olmadığımız yerde, alışık olmadığımız şartlarda, alışık olmadığımız bir rakiple mücadeleye başladık. Bireysel hatalardan maçın başında 2 gol yedik. Moralimiz bozuldu. Gardımız düştü. Savunmamız ve kalecimiz çok zayıf kaldı. Savunma gömüldükçe gömüldü. Hücum hattımız ofsayta düşmemek için orta çizgiyi geçemiyordu ve top hücumcuların ayağına geldiğinde ise önümüzde 40 metrelik koskoca bir mesafe oluyordu. Kimi zaman ofsayta düştük. Kimi zaman top kaptırdık. Kimi zaman pas hataları yaptık. Kaleye bir türlü gidemedik. Çünkü mesafe uzaktı. Pozisyona girmek bir o kadar da zordu. O dakikalarda sahada ayakta duran tek isim Kaan Kızıltuğ gibi gözüküyordu. Gerek savunmada yaptığı müdahalelerle gerekse hücuma çıkan takımında sorumluluk almasıyla takımını ileriye yönlendiren tek isim oydu. Göbekte yer alan Tolga ve özellikle Hüsam kademeye giremiyor, takımını ileriye çıkaramıyor ve takım daha orta sahaya gelemeden kalesinde pozisyon görüyordu. Kalecimizin çaresiz kaldığı pozisyonlarla skor 4-0'a kadar geldi. İlk yarının son dakikalarında kaptan gözünü kulübeye çevirdi ve CaferCan'ı gördü (başkası da yoktu ya zaten!). Aksayan orta sahaya takviye olsun diye, ileriye top çıkarabilelim diye Hüsam-Cafer değişikliği geldi. Değişiklik anında etkisini gösterdi ve takım ileride top tutup pas yapabilmeye başladı. O dakikaya kadar sadece Kaan'ın aldığı sorumluluk yüzünden sol kanadı kullanmak zorunda olan AC Nevizade Kemal'in üzerinden oynamak durumunda kalıyordu. Top ne Eser'e ne Kaan Emre'ye ne de Çağrı'ya geliyordu. Ancak Cafer göbekten aldığı topları iyi kullanarak hücum hattını oyuna soktu ve özellikle en büyük kozumuz olan Çağrı'yı pozisyonlara dahil etti. Gerilerden Tolga ataklara kendini dahil edebildi. Son paslarda beceriksiz gözüken takım Cafer'in bireysel becerileriyle ileri taşıdığı topla 1 gol buldu ilk yarının sonunda ve devreye 4-1 geride girdi.

Kaptan son dakikalarda kenardaydı. Takımını bir de dışarıdan görmek istedi. Aksayan yerleri belirledi. 2. yarıda stoper mevkiine geçti. Gömülü oynayan savunmasını zorla ileri çekti. Rakibini kendi yarı sahasına hapsetmek zorunda kaldı. İlk yarıda o kadar pozisyona rağmen ofsayta bile düşmeyen rakip artık ofsaytta kalmaya başlamıştı. Artık oyunu biz oynuyorduk. Savunmadan dikine araya atılan toplar, göbekten Cafer'in taşıdığı toplar ve kanattan Çağrı'nın adeta gizli forvetmiş gibi içeri katetmeleri. İşte Nevizade dönmüştü. Tek eksiğimiz goldü artık ve onu da teker teker bulmaya başladık. Farkı önce 2'ye indirdik 4-2, 5-3, 6-4 seviyelerinde tuttuk skoru. Sonra 5. golümüz geldi. Yorulmamıştık! Beraberliği aradık. Hatta değil beraberlik öne geçebilecek pozisyonları yakaladık. Rakibi kalemizden uzakta tuttuk aynı ilk yarıda onların bize yaptığı gibi. Ama yine o son paslardaki beceriksizlik, bitiricilik zaafiyetleri beraberliği yakalamamıza engel oldu. Ve son düdük geldi. Üzüldük. Üzüldük ama kaybettiğimize üzülmedik. Maçı kazanamadığımıza üzüldük. İlk 25 dakika 4 tane yedik ama son 35 dakika 5 tane attık. Alıştık mı? Hayır. Hala eksiklerimiz var. Gidermemiz gereken zaafiyetlerimiz, uygulamamız gereken oyunlarımız var ve bu zamanla olacak. Çünkü korktuğumuz maçta kondisyonumuz bizi ayakta tuttu. Oyuna alıştıktan sonra hakimiyeti elimize alabildik, fırsatları yakaladık. Maçtan sonra hepimizde aynı düşünce vardı. Biz bu sahada oynarız. Bu ligi zorlayabiliriz. Yazıyı yazmaya başlamadan önce kullanmak istediğim bir başlık vardı. Aslında o daha çok hakediyordu ama genel olarak bakıldığında önceliği asıl başlığa vermek durumunda kaldım. Yazıyı bari onunla bitireyim. "CAFER'DEN ÖNCE, CAFER'DEN SONRA"



16 Mayıs 2012 Çarşamba

14.05.2012 // AC Nevizade 5-7 Karabasan


AC Nevizade;

4 Serkan(***+), 5 Kaan(**+), 14 Evrim(***), 34 Akın(***), 1 Çağrı(***), 17 Yiğit(***), 20 Gökçe(***), 3 Kaan Emre(***)

Goller&Asistler: Çağrı(3G,1A), Gökçe(1G,1A), Kaan Emre(1G), Yiğit(1A), Serkan(1A)

Karabasan;

99 Erdal(***), 8 Buğra(***+), Gökmen(****), 26 Tolga(****), 70 Hüsam(****), 7 Kemal(***+), 18 Serhan(****), 22 Eser(****)

Goller&Asistler: Serhan(3G,2A), Eser(2G,2A), Kemal(1G,3A), Tolga(1G)

KARA BASMA İZ OLUR

Ezeli rakip ebedi dost kavramının hakkını gerçekten veren iki büyük kulüp yine Gülbahçe'de yerlerini almışlardı. İki takımda da eksikler vardı, AC Nevizade'nin başarılı kalecisi Tuğberk Kemal'in kurduğu hain komploya kurban gitmiş ve sakatlanmıştı. Son maçta kalede harikalar yaratan Serkan AC Nevizade'nin kalesinde idi. Karabasan'da ise Emir ve Oğul'un yokluğu dikkat çekiyordu, geri dönen Buğra defanstaki yerini alırken ona Gökmen ve Tolga eşlik ediyordu. Muhabbet ve ısınma derken maç başladı...
Maç başlar başlamaz Eser'in ara pasında topla buluşan Kemal skoru 1-0 Karabasan lehine getirdi. Bu gol akıllara İlker Tahsin'in ünlü sözünü getirdi:" Yapmayın çocuklar, daha sahaya çıkmadan golü yedik."
Maçın başında bulduğu golle morallenen Karabasan ilk dakikalarda daha iyi pas yapan ve daha organize gözüken taraf oldu. Karşı karşıya pozisyonlarda bir nevi gol orucuna girmiş Hakan Şükür'e dönüşen Serhan golleri kaçırıyor, kaçırdıkça stres oluyordu. Emre Hüsam en sevdiği oyun tarzı olan top geçer adam geçmez felsefesini başarıyla uyguluyor, defans hattı da kalede Erdal olduğunun bilinciyle ekstra dikkatli oynayıp geçit vermiyordu.
AC Nevizade de ise defans arkasına atılan toplarda Evrim çok yalnız kalıyor başta Kaan olmak üzere bekler gitti mi gelmiyor, Çağrı'nın nefesi alkol kokuyor, takıma yeni katılan Gökçe'nin uyum sorunu yaşadığı gözleniyordu. Kaleci Serkan karşı karşıya pozisyonlarda başarılı görüntü sergiliyordu.
Maç 3-0 a geldiğinde AC Nevizade bir şeyler yapmazsa maçın kopup farka gidebileceğini hissetti ve daha derli toplu oynamaya başladı. Serkan'ın Karabasan forvetlerini aşırtma atmaya teşvik etmesi ve Karabasan'ın bu tuzağa düşmesi farkın açılmasına engel olan faktörlerden sadece biriydi. 6-3 e kadar farkı 3 te tutmayı başaran Karabasan daha sonraki dakikalarda biraz gevşedi ve bu gevşemeyi AC Nevizade affetmedi...
Durum 6-5 e gelmişti ve daha maçın bitmesine oldukça fazla zaman vardı. AC Nevizade bastırıyordu, Karabasan direniyordu. Maç bu şekilde devam ederken Çağrı kaleciyle karşı karşıya kaldı, herkes gol olur, zaten kalede Erdal var altı tane yemezse olmaz derken Çağrı'nın arkasından gelen Kaan Emre çığlık çığlığa pas istedi ve Çağrı topu onun önüne yuvarlamak isterken hatalı bir pas attı ve bu anlaşmazlık maçın kader anı oldu. Çağrı'nın maç sonunda bu pozisyon yüzünden meyhaneye gittiği ve kafayı çekerken kendi kendine orada pas istenir mi dediği iddia edildi.
Maçın son dakikalarına girildiğinde oyunda tekrar denge kurulmuştu ve maç bu skorla bitecek gibi gözüküyordu, maçın son dakikasında kaleciyle karşı karşıya kalan Serhan golü atıyordu. Maç sonu röportajında kutlu doğum haftasına yakışan bir derbi oldu diyen Serhan'a kimse anlam veremezken, daha sonra Hakan Şükür benzetmesine gönderme yaptığı anlaşıldı.
Maç 7-5 Karabasanın üstünlüğüyle sonlanırken maçın sonunu izlemeye ve esas amacı olan limon içmeye gelen Emir arkadaşlarını tebrik etmek için sahaya girdi. Takım arasında sevilen bir insan olmasına rağmen Emir'in olduğu maçları genelde kaybedip, olmadığı maçları kazanmaları Karabasan takımı arasında dedikodulara sebep oldu. Maç sonrası soyunma odasında Kaan Emre'nin düşünceli ve küskün bir biçimde kenarda oturması dikkat çekti. Daha sonra kendisine yöneltilen mikrofonlara "Bana neden pas vermiyolar yav." isimli sempatik serzenişini tekrarlayan Kaan Emre kendisini destekleyenlere sevgilerini iletmeyi ihmal etmedi.
Bir maç da böyle sonlanmıştı. Karabasan takım olarak iyi oynadı ve galibiyeti hak etti, çok fazla öne çıkan isim olmadı, Emre Hüsam ve Tolga kestikleri topları olumlu kullanmalarıyla dikkat çektiler. AC Nevizade'de ise beklerin kötü gününde olması ve orta sahada pas trafiğini oturtamamaları mağlubiyete zemin hazırladı. Şimdi önümüzde önemli maçlar var, bu maçların yazılarının galibiyet üzerine olması dileğiyle....